Yusuf İslam - A is for Allah
Yusuf islam’ın gene ingilizce söylediği bir ilahi..
A is for allah
Yusuf islam’ın gene ingilizce söylediği bir ilahi..
A is for allah
Yusuf İslam’ın o nazlı güzel sesinden bir ilahi..
Mutlaka dinlemelisiniz..
İngilizce söylüyor…Ve bu konser sırasında ağlayan birçok kişi görülebilir.
Okuacak dua ;
Ey Kalbleri evirip çeviren Allah kalblerimizi dinin üzerine sabit kıl!
Allah’ın rahmetinden koğulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla.
Allah’hım imanıma sıhhat,ahlakıma güzellik,beraberinde kurtuluş ve gönül huzuru getiren başarı,katından rahmet ve afiyet ,nezdinden mağfiret ve rızanı diliyorum.
Günlük hayatta okunacak dualar - Aklınıza Kötü birşey geldiğinde okunacak dualar.
“Rabbim , şeytanın vesvese ve dürtülerinden ve onun benimle beraber olmasında sana sığınırım.” denir.
Veya
“Koğulmuş şeytandan Allah’a sığınırım.” denir.
Günlük hayatta okunacak dualar - Ağlayan Çocuklar için Dua
Geceleri sebepsiz yere ağlayan yeni doğmuş çocuklara , gece yatırılırken Beled Sursi okunmaya devam edilirse çocuk sebepsiz ağlamalardan kurtulur temiz bir kağıda yazılıp kundağına iliştirilirse rahat uyması sağlanır.
Ya rabbi.
Tut ellerimden
tutki parmaklarımın ucunda yürüyeyim
Yürüyüp kalbimin derinliklerine ineyim.
İnip oradaki pencerelerden sana yöneleyim.
Ya Rabbi
Tut ellerimden
Sana geleyim.
…
Namazda, son oturuşta okunan dualardan biride ‘ Rabbena ‘ duasıdır. Bu duada ’salavat duaları’ndan sonra okunur. Bu duayı okuma zorunluluğu yoktur.
Ama istenirse salavat dualarının sonundan okunabilir.
Rabbena Duası - Türkçe Meali
Ey rabbimiz!
Bize dünyada ve ahirette iyilikler ver ve bizi Cehen-nem azabından koru.
Arapçası
Rabbena
“Atina fi’d-dünya haseneten ve fi’l ahireti haseneten ve gına azabe’n nar.”
Abdest Duası - Abdeste başlarken okunacak dua.
Abdeste başlarken:
“Rahman ve Rahim Allah’un adıyla.”
Allah’ım günahlarımı bağışla.Mekanımı genişler.Rızkımı arttır.Tanıklık ederimki Allahtan başka ilah yoktur ve Muhammed Aleyhisselatü ve Sellem O’nun kulu ve elçisidir.
Abdestten sonra da şöyle dua edilir:
“Allah’ım , beni çok çok tövbe edenlerden kıl.Temizliğie titizlik gösterenlerden eyle.”
Değerli müminler!
Milâdî 610 yılında, Mekke’deki Nûr dağında başlayan Yüce Kitabımızın indiriliş süreci yaklaşık yirmi üç yıl devam etmiş; Allah’ın rızası ve insanlığın kurtuluşu uğruna çekilen nice çileler, acılar ve özverilerden sonra bu süreç tamamlanmıştı. Resûlullah Efendimiz, 632 yılında Arafat meydanında yüz bini aşkın Sahâbe’ye hitaben yaptığı, Veda Hutbesi denilen tarihî konuşmasıyla bu dinin kemale erdiğini ilan etmişti.
İslâm’ın ana ilkelerinin sunulduğu bu konuşmanın bazı bölümleri şöyledir:
“Ey insanlar!.. Bugünleriniz nasıl kutsal bir gün ise; bu aylarınız, bu kentiniz nasıl mübarek ve kutsal ise; canlarınız, mallarınız, namus ve onurlarınız da öylece değerlidir ve her türlü tecavüze karşı dokunulmazdır.
Ashâbım!. Hepiniz Rabbinize kavuşacaksınız; O da sizi yaptıklarınızdan dolayı sorguya çekecektir. Benden sonra eski Câhiliye sapkınlığına dönmeyin, birbirinizin canına kıymayın!.. Elinin altında bir emanet bulunan kimse, onu kendisine emanet edene iade etsin.
Ne haksızlık ediniz, ne de haksızlığa boyun eğiniz. Allah böyle hükmetmiştir… Câhiliye devrinden kalma kan davaları kaldırılmıştır. Kasten (haksız yere) adam öldürme ise misliyle cezalandırılacaktır.
Ey insanlar!.. Sizlere kadınların haklarını gözetmenizi, bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Sizin kadınlar üzerinde haklarınız var, kadınların da sizin üzerinizde hakları var… Kadınlara en iyi şekilde davranmanız gerekmektedir.
Ashabım!.. Sözümü iyi dinleyiniz… Müslüman müslümanın kardeşidir. Bir müslümana kardeşinin kanı ve malı helal değildir; malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır.
Ey insanlar!.. Rabbiniz bir, atanız birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız, Âdem de topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın Araba üstünlüğü yoktur. Beyaz ırkın siyaha, siyah ırkın beyaza üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvâdadır.
Kimse kendi suçundan başkasıyla sorumlu tutulup cezalandırılamaz.
Dikkat ediniz… Şu dört şeyden kesinlikle uzak durunuz: Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayınız, haksız yere Allah’ın haram kıldığı cana kıymayınız, zina etmeyiniz, hırsızlık yapmayınız.”
Muhterem müminler!
Aziz Peygamberimizin, bazı bölümlerini arzettiğim bu konuşmayı günümüzden 1400 yıl önce yaptığını unutmayalım. O zamanlar, dünyanın en uygar ülkesi olarak bilinen Roma İmparatorluğu’nda bile, eğlence olsun diye insanlar, arenalarda birbirine veya vahşi hayvanlara öldürtülüyordu. Dünyanın her yerinde “alttakiler”, insan sayılmıyor, hayvan ve eşya muamelesi görüyordu.
İşte böyle bir dünyada; cehaletin, acımasızlığın, zulmün dibe vurduğu bir ortamda Mekke’de bir ses yükseliyordu: “Ey insanlar! Rabbiniz bir, atanız birdir; hepiniz Âdem’in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın Araba üstünlüğü yoktur. Beyaz ırkın siyaha, siyah ırkın beyaza üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvâdadır.”
Dünyada, bu çağrının yankı bulduğu toplumlarda, ülkelerde; İspanya’dan Bağdat’a, Kahire’den Bosna’ya, İstanbul’dan Kudüs’e bütün İslâm beldelerinde farklı ırkların ve dinlerin mensupları bir arada barış içinde yaşadılar. Aramıza dışarıdan fitnelerin sokulduğu 20. yüzyılın başına kadar bu böyle sürüp gitti.
Değerli kardeşlerim!
Medeniyetlerinde bu tecrübe bulunmayanlar, insan haklarını, barış içinde birlikte yaşama idealini gerçekleştiremezler. Günümüz dünyasında yaşananlar da bunu göstermektedir. Çağımız, “küresel etik” denilen bir ahlâk arıyor: İnsana, canlı cansız doğaya saygı gösterilmesini ve onların korunmasını sağlayan bir ahlâk… Tarih göstermiştir ki, bunu ancak âlemlere rahmet olan o yüce Peygamber’in yukarıda özetini sunduğumuz çağrısına uyanlar başarabilir.
Biz müslümanları, yeniden bu kutsal göreve layık bir ümmet haline getirmesini Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.
Prof. Dr. Mustafa ÇAĞRICI
İstanbul Müftüsü
[1] Hucurât 49/13.
Felak Süresi - Namaz duaları